24 Haziran 2013 Pazartesi

Bir Düğün Bir Elbise ^.^


   Merhaba sevgili blog dostlarım çook uzun zaman oldu farkındayım.Malum yaz ayları yoğun geçiyor ve ben bu sıcak yaz günlerinde bilgisayar dahil bütün teknolojik aletlerden uzak durmaya calısıyorum ama hafta içi 8:00-17 :00 hariç tabi:P       
    Yine elimizin değdiği bir elbiseyi ve tatlı bir çekimimizi konu edindim kendime..
    8 Haziran 2013 'de çok tatlı bir arkadaşımın düğününe eşlik ettik.Önce Kapıdağ Yarımadasında güzel bir çekim gerçekleştirdik.Sonra Erdek Sahilin'de çok tatlı bir düğüne katıldık.
   Düğün arkadaşımın olunca bende süslenmek istedim her bayan gibi malum.Ama süslenme işi çekim öncesi olunca ortaya garip bir görüntü çıktı :) 

   Elbisenin kuyruğunu belime dolayıp,saçlarımı toplayıp spor ayakkabılarımı giyince elbise elbiselikten cıktı :)

Sanırım böyle çok komik görünüyor ^.^ Şimdi de normal halini yayınlayayım .







Bu senenin modası siyah beyaz çizgili desenli kumaşı farklı keserek elbisenin ön kısmında bir desen oluşturduk.Eteğimiz yine bu yılın modası kiloş kesim ve önü kısa arkası uzun.Kollarımız salaş alttan dikişi yok.Biz diyorum e malum sevgili anneciğimin emeği cok daha fazla ;)

Bir iki tane de çekim günümüzü anlatan kare koymak isterim.İşte Çekim arkası ekibimiz :D


Veee tatlı çiftimiz ^.^






Hep böyle mutlu neşe dolu kalmaları dileğiyle..Görüşmek üzere sevgili blog dostları sevgiyle kalın ;)


17 Mayıs 2013 Cuma

Filler tepişirken ezilmeyen çimenden; çiçek veren yeşillikten et bizi...

Selam blog dostları epeydir boş vakit bulamadığımdan oturamıyorum bilgisayar başına..Esasında ortaokulda tuttuğum günlük misali elime kağıdı kalemi alıp yazabilsem iki satır güne dair ne şahane olurdu..

Bu aralar kafama takılanlar aldı başını gitti..Ama bir iki satırlık boşluk yaratmalıyım içimi acıtan anılara..

Bir ülkeyiz ki her birey bencilce tavırlar içinde şahsım dahil..Genele vurmadan yaşamak adetimiz mi olmuş bilemedim..Görmemezlikten gelmek işimize mi gelmiş ? Ya da alıştırılmışız sanırım görmemezlikten gelmelere..

Hatay ülkemin hoşgörü kentidir; hep öyle bilindi..Adı hep öyle anıldı..Medeniyetler eskitti nane kokulu topraklarında..Müslümanı,Yahudisi,Hristiyanı ortak beden diliyle kardeşiz dedi yıllarca..Konuşulan diller farklıydı belki ama suretlerin gülüşü,ağlayışı aynıydı..Lisana lüzum mu vardı zaten anlaşmak için..Yıllarca mültecilere kapı oldu ; kardeşçe sarıldı insan olduğunu bilen her insana o kent..Bu yüzdendir belkide kıyımsızlığım o kent insanına..Bu yüzdendir acım ;acılarını paylaşamadık diye..Görmemezlikten geldiğimiz bizim insanımızdı..Hoşgörü kentinin ikematgah listesinde ki eksik içimizde  eksilen  merhametle doğru orantılı..!! Biz ağlayana sırtını dönen bi toplum olmaktan ne zaman vazgeçersek tek tek birey olmayı o zaman başaracağız belkide..İnsan olmak kimlikte ırkçılıktan farklı bişey facebookta adımın önünde  T.C yazmasından da başka bişey..Ben bir insanım deyip insanca acılara tepkisiz kalmak insan olduğumun sorgulamansına sebep olsun dileğim..!!

Orada ağlaşanların anneniz,nineniz,teyzeniz olduğunu varsayın ve tekrar düşünün dünyaca heveslerinizi..Orada bağrışanların kendiniz olduğunu düşünün..Bizimdir dediğiniz topraklar üstünde korkuyla baktığınız insanlar olduğunu düşünün sizin olan topraklarda gözü olan..Ve size sırtını dönen bir ülke kardeşliği düşünün olabildiğine sahte..Hoşgörü Kenti diye haber düşen ülke basınının sizin üstünüzü örtüğünü düşünün tepedeki tek bir emirle..Tekrar düşünün orada olanlardan birinin siz olduğunu..

Rabbim yardım etsin o korkulu gözlere..Rabbim yardım etsin yanlız olduğunu,kimsesiz kaldığını düşünen o insanlara..Ülkem bana sırtını dönmüş,herbişeyden bi haber diyen insanlara yardım et Rabbim..Ve bizi islah et yalvarırırm..İnsanca yaşamayı öğret bize..Adını insanca ve sadece kulca anmayı nasip et..!! Bizi acıları paylaşabilenlerden görmemezlikten gelmelere inat gözünü açabilenlerden eyle..Tek samimi duamdır içimden geçen bu cuma vakti kabul et ne olur..Bizleri kimsesiz bırakmadan önce birileri; aydınlanan bir ülke insanı et bizi...






17 Nisan 2013 Çarşamba

Yine yine elimin değdiklerinden ^.^

Merhaba sevgili blog dostlarım..Ne zamandır not düşemiyorum tarihlere...Yoğunluktandır diye geçiştirerek son günlerde yaptığım bir hediye paketlemesini paylaşmak istedim sizlerle..

Bu güzel saks mavisi ayakkabılar tek başına güzeldi belki ama el değmesi cüzdanla el değmesi kutuda bi başka güzel durdu gibi :)

Hani demiştim ya özel olan insanlara özel olduklarını hissettirmenin en iyi yollarından biridir hediye paketini süslemek lakin vaktiniz varsa tabi :)

Bu güzel konbin şimdi Nazmiye'cim de..
Hayatımızda çok yeni olmasına rağmen yıllanmış arkadaşlık sıcaklığıyla evinin ve kalbinin kapısını ardına kadar açtığı için ona bir kez daha teşekkür edip iyi ki varsın demeliyim şimdi ;) İyiki yolu adaya düşenlerdensin iyiki bizi bulanlardansın tatlım..Hep böyle kalmak dileğiyle ama kapıları kapatalım hem soğuk hem de işi gücü olmayanlar gelebilir :P Ardına kadar açmanın da bir adabı olsun ^.^

Başka başka el değmelerinde görüşmek üzere ;)







3 Nisan 2013 Çarşamba

Film Tavsiyesi..2

       Merhabalar blog dostlarım..Çeşitli zamanlarda beğendiğim filmleri blogumda sizlerle paylaşacağımı söylemiştim.2006 yapımı Will SMİTH'in başrolünü üstlendiği bu film beni derinden etkileyen filmlerden biridir..Sinema severlerin atlamaması gereken bu filmi eğer şimdiye kadar izlemediyseniz mutlaka izleyin ve sizlerde umudunuzu kaybetmeyin.Bu arada Will SMİTH'in oyunculuğunu kapmış her film iyidir ;)  Sevgiyle kalın ^.^


Film Özeti

San Francisco'da karısı Linda ve oğlu Christopher yaşayan Chris Gardner, 1981 yılında pahalı ve çabuk demode olan bir teknoloji olan kemik tarayıcı ürünlerinin satışını üstlenir. Bu ürünlerin satışında başarı sağlayamaması üzerine karısı Linda tarafından terk edilir.
Maddi kazanç sağlamak için değişik alanlara yönelen Gardner Dean Witter'dan bir yönetici ile tanışır ve bir Rubik Küpü'nü çözerek onu etkiler. Tanıştığı yeni kişi sayesinde borsada sarraf olabilmek adına bir şans yakalar. Dean Witter'da stajyer olur ve ücret almasa da programın sonunda iş ve parlak bir gelecek elde edeceğini umarak kabul eder. Parasal güvencesi olmayan Chris ve oğlu, kısa süre sonra oturdukları daireden çıkartılırlar ve düşkünler evi, otobüs durağı, tuvalet gibi geceyi geçirmek için bulabildikleri her yerde kalırlar.
Chris, babalık görevini sevgi ve özenle yerine getirmeye devam eder. Oğlunun da kendisine karşı duyduğu sevgi ve güveni karşısına çıkan engelleri aşmak için kullanır.






İşte filmi online izleyebileceğiniz bir link ^.^
Keyifli Seyirler

1 Nisan 2013 Pazartesi

Hatçe söyler annesi diker,biçer ^.^

   Blog dostlarım kıs bitti ama kadife elbise ve yün hırkamdan bahsetmeden geçemem diye peş peşe yazayım dedim bloglarımı.Bir kombin fotoğrafı daha yapmak isterdim ama beni bilen bilir azıcık yoğun bir insanım bu aralar hiç fırsatım olmuyor inanın.O yüzden geçen yıl bu elbiseyle çekildiğim iki kareyi koymak daha mantıklı geldi.Sanırım bu fotoğraflar da yanaklarım azıcık tombul;)Onları görmemezlikten gelin lütfen^.^

 Elbisenin kuması can dostum Zekiyem'den..Aklıma gelmişken bir kez daha teşekkür edeyim ;çünkü bu elbiseyi çok rahat kullanıyorum.Kadife sıcacık tek parça giy çık :)) Slogan gibi cümle kurdum bir anda :)   Model fikri benim dikiş ve emek annemin ;) Yün hırkada XL olarak örülmüş fakat annemim yardımlarıyla S bedene dönüştürülmüştür ;) Kombine ne hacet kombinleyip giyinmişim işte deyip konuyu bağlayayım..Sevgiyle kalın hoşçakalın ;)



Eski-Yeni..

    Merhaba blog dostlarım..Uzun zamandır vakit ayıramadığım için önce özürlerimi sunayım sizlere..
Bugün evimi ziyaret edenlerin gördüğü facebook listemde olanlarla da paylaştığım eski-yeni sandalyelerimle açılış yapmak istedim.Yani gerisi gelecek gün içinde ;)

   Nereden geldiğini bilemediğim ama modelinin günümüzde yeniden moda olduğu bu sandalyelerin eski halinde kimbilir ne hatıralar var..Eşyaları atmadan dönüştürebildiğim zamanlar çok mutlu olduğum zamanlar arasında..Böylelikle marangozla ortaklasa kapladık sandalyelerimizi ;) Masamızıda marangozumuz yaptı.Küçük şirin bir yemek masası haline dönüştürdük bir köşemizi ;)

   Hep derim evinizde eliniz her yere ve kullandıgınız herseye değerse o ev siz kokar..O evin  sizin olduğunu içine giren anlar..Bence yaşanmışlıklar en güzel eşyada gösterir kendini..Sevgiyle kalın hoşçakalın ^.^



21 Mart 2013 Perşembe

21 Mart Dünya Down Sendromu Günü..


Birbirlerine öyle benziyorlar ki..
Hepsi masum..
Hepsi tertemiz..
Hepsi mutlu ; bir parça çikolata yada bir oyuncak bebekle..
Ucu kırık hayallerden uzaklar hepsi..
+1 kramozom farkla bizden farklılar..
Bugün onların günü..
Onları anlamak için 5 dakikanızı ayırın..
21 Mart Down Sendromu gününüz kutlu olsun..
İzlemenizi tavsiye ederim ^.^




Ve bir alıntı sizlerle...

 Bu hikaye, kendi yazdığı notları bize ulaştıran down sendromlu çocuğun annesi Emine Kuru'nun gerçek hikayesidir. 

"Birkaç hafta kendimizi böyle teselli ettik, çünkü Zeynep’te en ufak bir rahatsızlık belirtisi yoktu. Eşim de bu duruma çok üzülmüştü. Bir şey olmadığına kendini inandırmaya çalışıyordu. Bu nedenle de genetik testi erteliyordu. Ta ki 3. Hafta, aile hekimimiz bizi bilgilendirene kadar. Aşı için götürdüğümüzde Zeynep’in eline ve gözlerine baktı ve genetik test yaptırmamızı söyledi. Sonra bizi kenara çekip önce inançtan, kaderden ardından da down sendromluların hayat hikâyelerinden ve böyle ailelerin durumlarından, acilen yapılması gereken sağlık tetkiklerinden ve rehabilite sürecinin başlaması gerektiğinden bahsetti. 

Biz de en kısa zamanda özel bir genetik merkezinden randevu alıp test yaptırdık. Sonucu bir ay sonra alabileceğimizi söylediler. Bu arada aile büyüklerimize konuyu açtık. 

Hepsi de gayet sakin “Allahın dediği olur.” Dediler. Siz yapılması gerekenleri ihmal etmeyin. Yakın arkadaşlarıma da durumdan bahsettim. Onlarla konuştukça ve beni anlayanlar oldukça çok rahatlıyordum. Test sonucuna kadar ne yapıp edip kendimi hazırlamalıydım. Zeynep’in de normal halinden güç alarak, kendi kendime terapi yapmaya çalışıyordum. Bunu kızıma belli etmemeliydim… Ona bir downlu gibi değil, normal bir bebek gibi davranmalıydım çünkü onların çok güçlü hislere sahip olduğunu biliyordum. Abisi ve ablası da onu çok seviyor, sürekli onunla olmak istiyorlardı. Evin oyuncak bebeği gibiydi. Bu mutlu aile tablosunun bozulmaması için ne gerekiyorsa yapmalıydım. Onlar negatif bir haber duysalar bile, düşüncelerinde değişiklik olmamalıydı. Nihayet sonucu almak için Bursa’ya gittik. 

Doktor bey bizi odaya aldığında ilk yarım saat yaşımızla, akrabalarda böyle bir durumun olup olmadığıyla ilgili soruları bize yönlendirdi. Genlerle ilgili kağıt üzerine bazı çizimler yapıp, Zeynep’in trizomi 21 tabiri diğer Down sendromu olduğunu söyledi. Duyduğumda şok olmadım sadece gözyaşlarımı tutamadım. Doktor bey, ilk tepkilerimizin geçmesini bekledikten sonra bize bir yol haritası çizdi. Durumu öyle güzel izah etti ki, sanki biz normal bir hastalığı tedavi ettirecektik. Çocuklar babaannelerinde olduğu için oraya gittik. Kayınvalidem halimizden durumu anlamıştı. Dakikalarca sessizlik içinde öylece oturduk. 

Çocuklar şaşkınlıkla ne olduğunu sorunca ben hiçbir şey olmadığını, sadece kromozomlarının bizden bir tane fazla olduğunu söyleyerek olayı tolere etmeye çalışıyordum. Bunun ne anlama geldiğini sorduklarında ise, kardeşlerinin dünyanın en tatlı, sosyal ve eğitilebilir engelli insan grubundan olduğunu açıklayarak onları da rahatlatmaya çalıştım. Çünkü Zeynep görünürde birçok yönden normaldi. Gülücükler dağıtan, hareketlerinde gelişmeler gözlenen, mutluluğu her halinden belli olan şirin bebeğimin kromozomlarının fazla olması onları çok üzmedi. Sadece bize down sendromu kelimesini duymak istemediklerini, normal bir çocuk büyütüyor gibi davranmamızı isteyerek bizimle anlaşma yaptılar. " 






20 Mart 2013 Çarşamba

Yaşı çocuk kalsın istediğim sevdiklerime..

                                    https://www.youtube.com/watch?v=iz8vCmYCT3U


Önce linke tıklayın..Fonda bu şarkı çalsın ^.^


     ''Yaşım çocuk'' Bu iki kelime yan yana pek bir yakışmış değil mi..? Bu şarkıyı her dinlediğimde yeni yeni tatlar alıyorum hayattan..
''Yine günlerden son yaz yine yaşım çocuk'' diye başlıyor şarkı .. 
      Aslında çoğu zaman kafa kağıdımı elime aldığımda oha bee eşşek kadar oldum desem de biliyorum içimde bi yerde saklıyorum kırmızı pabuçlarımı..Ve biliyorum ki biraz daha düşünsem içim kayıp eşya dükkanına döner ;) Kötümüdür anılar biriktirmek,zamanı tüketmek..? Elbette değildir.. ''Anlamına vararak aldığım her nefes geçebilir ömrümden usulca,bedenimin eskimesine anca böyle razı olur gönlüm zira...Isıldayan gözlerle gözlerime bakıp iyiki varsın diyen insanlar oldukca ses etmem takvim yapraklarının yırtılmasına..''diye not düşmüştüm bir minnet notunda;durumu daha iyi özetleyecek satır bulamadım ve kendimden alıntı yaptım yine ;)


    Anılarda saklı tecrübeler, kazandıklarımız, kaybettiklerimiz, gördüklerimiz,göremediklerimiz bir de görmek istemediklerimiz ama bizim olan gerçeklerimiz.. Ne var ki farkındalık diye bir terim var hayatımızda..Onca yaşanmışlığa rağmen seksek oynayabileceğimiz bir ruha sahip olabiliriz istersek..
     Elmanın içinde kurt var diye o elmayı çöpe atanlardanmısınız ..? Yoksa kurdu alıp yemeye devam edenlerden mi..? Tiksinmemek gerek doğanın getirdiklerinden..Adı üzerinde doğal bi durum..Hayatımızdaki çürükleri kenara ayırıp bize nimet olan bu hayatı yaşayabiliyorsak  yüzümüzde tebessümle ; her daim Yaşımız Çocuk Kalabilecek kıvamdadır korkmayın..Yaşınız hep çocuk olsun demiyorum ama istediğinizde bulun içinizdeki pabuçlarınızı,uçurtmalarınızı,mor çiçeklerinizi,tahta oyun kutularınızı ve her bulduğunuz  yüzünüzde anlamsız tebessümler oluştursun..İstediğinizde YAŞIM ÇOCUK diyebilenlerden dimdik durabilenlerden çürükleri ayırıp nimet kıymeti bilenlerden olun..

  Ey tatlı , ayrı ayrı tatlarla sevdiklerim..Siz benim biriktirdiğim tebessümlerimsiniz..Sizleri  öyle derinlerde saklıyorum ki isterseniz kırmızı pabuçlarımı görebilir,mor çiçeklerimi koklayabilirsiniz.. 
Bu yazıyı okurken sizleri hatırladığımı,yüzümünde tebessüm olduğunu bilin..Ve fondada lütfen bu şarkı çalsın bittiyse başa sarın ve Mabel Matiz'e mutlaka etraflıca kulak verin ;)

                                


18 Mart 2013 Pazartesi

O ceketi kombinle tanıtmak istedim ;)

Merhaba blog dostlarım..Arta kalan kumaşlarını değerlendirdiğim ceketimi sizin için kombinledim..Bakalım kombin fotoğraflarına benzemiş mi..? ;) Samimice bir itirafta bulunayım acele ve amatörce oldu ;) Pantalonda ki kırışıklıktan bellidir amatörce olduğu zannımca :) Ama söz beğeni alırsa kombin fotoğrafları da çekeceğim bundan sonra, takdir sizin ;) İyi haftalar hepinize 

 Birde üzerimde görün istedim fakat o  da aceleye geldi..Kombini tam giyinemedim ;))


15 Mart 2013 Cuma

Artan kumaş 'dan neler olur neler ;)

Merhabalar blog dostlarım ;) Bugün yine elimin değdiği cici bir kutumuz ve değişime uğrayan cici bir cüzdanımız var elimizde..Aslında kendim için dikilen ceketten artan kumaşdan bunlar ama ceketin fotografı elimde yok malesef ama ertesi günde onu da yayınlamayı planlıyorum;)


Kutuları nasıl yaptığımı merak edenlere bir tavsiye..Silikon işlemi bunun için uygun değil kumaş yapıstırıcısı kullanıyorum ;) O zaman potluk görüntüsü ortadan kalkıyor ;)İşte cici kutumuz..





Bu da kutudan artan kumaşdan cıkan cici cüzdanımız :)) Hiç bişeyi çöpe atmamak lazım;)




Bir başka başlıkta görüşmek üzere sevgiyle kalın ;)

14 Mart 2013 Perşembe

Film Önerisi ..1 ;)

      Merhaba sevgili blog dostlarım..Bloğum da arada bir de olsa son zamanlarda beğeniyle izlediğim filmlerden önerilerde bulunmaya karar verdim.Seçimlerimi sizlerle paylaşmaya UMUT IŞIĞIM kitabından harikaca uyarlanan kitapla aynı ismi taşıyan filmden başlamak istedim..Bence atlatmanmaması gereken oyunculuklar var içinde.Ve oscar ödülünü de eline almış bir film.Eğer izlerseniz keyifli seyirler diliyorum ;)




UMUT IŞIĞIM


Eski bir tarih öğretmeni olan Pat Salitano (Bradley Cooper), yaşamında değer verdiği her şeyi bir günde yitirmiş bir adamdır. yaşadığı ciddi bir travma sonrası patlar ve ardından mahkeme kararı ile 8 ay rehabilitasyon merkezinde tedavi görür. Çıktıktan sonra hayatını düzene koymak şartıyla ailesinin evine geri yerleşen Pat'in yegane amacı düzgün bir adam olup, işini geri almak ve karısı Vicky'yi bu sayede geri kazanmaktır. 
Fakat durum Pat için sandığından daha zor olacaktır. Bir yemekte, aile dostu Tiffany ile karşılaşan Pat, genç kadınla eski eşine ulaşmak amacıyla yakınlaşır. Bir 'iyilik' karşılığı Pat'e yardım teklif eden Tiffany, her ikisi içinde umut ışığı olacak yeni bir kapı açacaktır... 
Uyarlama senaryosunu ve yönetmenliğini David O. Russell'ın üstlendiği film dram ve komedinin iç içe geçtiği bir film. Dünya prömiyerini 2012 Toronto Film Festivali'nde yapan film, gösterildiği her festivalde seyirci ve eleştirmenlerden yüksek not alan favori bir yapım.






Filmi İzleyebileceğiniz link aşağıdadır ;) Tıkla ve izle ..


                            http://www.vizyonfilmsinema.com/2013/01/umut-isgm-turkce-dublaj-izle.html



12 Mart 2013 Salı

Farklı farklı el değmelerim ;))

Merhabalar Sevgili Blog Dostları..Bugün elimin değdiği farklı örnekler sunmak istedim sizlere..

Evimdeki bir parçayla başlayalım..Eğer evinizin sizi yansıtmasını istiyorsanız;evinizde ufak tefek değişiklikler yapıp araya kendinizi katıştırabilirsiniz..Ben evim için seçtiğim koltuğun orjinal yastık renklerini sevememiştim. O yüzden hepsini koltuğun taban renginden yaptırıp daha sonra kendi bulduğum kumaşlarla yastıkları kapladım.Ortadaki yastığa da arta kalan kumaşlardan bir baykuş deseni yaptım.Malum baykuşlar çok moda bu seneler..Moda olduğu için soğumaya başladığım bu figür yıllardır hayatımdadır aslında ; pek severim ;) Herneyse ilerleyen zamanlarda farklı motifler kullanmayı düşünüyorum ama şimdilik gözdelerim arasındaki yastıklarım paylasayım istedim.



Evet bir başka farklı el değmesi ürünüm henüz sahibine ulaşamasa da hala saklanıyor tarafımca ;) Aslında bu bebişi Zeynoş(Eşimin ablası benimde gönüllü ablamın bebeği) için yapmıştım.Bi türlü eksiklerini bitiremedim belkide gözüme hoş gelmedi bilemedim veremedim ;) Daha iyisini yapıp koşa koşa Zeynos'a teslim etmek niyetindeyim..Ama elimde fotoğrafları varken sizlere de sunmak istedim.


Bir başka notta görüşmek üzere..Takipleriniz için teşekkürlerimi sunuyorum ;)


11 Mart 2013 Pazartesi

Dünya Emekçi Kadınlar Günü..


     Merhaba sevgili blog dostları .. Epeydir yazamadım fakat 8 Mart'ı atlamak istemedim..Bişeyler karalamak lazım dedim ;) 
     Evet kutluyoruz 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü..Peki nereden geliyor bu EMEKÇİ sıfatı..Neden 8 Mart olmuş kadınların günü..Bilmek gerek sebepleri , bilmeden bir anlamı olmaz ki ;

     8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlar. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verir. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katılır.Ve bu cenaze töreni tüm dünyada ses getiren bir olay halini alır.
    26/27 Ağustos 1970 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında  Almanya sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara ZETKİN, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirir ve öneri oybirliğiyle kabul edilir.
    İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılır. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda  gerçekleşir. Adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlenir.Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerikan Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme gelmiş. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etmiş. Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.
   

NEDEN ACABA..???Yorumu sizlere bırakıyorum sevgili blog dostları..Birşeyi anlamına vararak yaşamak kıymetlidir.Kıymet bilenlerden olmamız dileğiyle..




Clara ZETKİN





4 Mart 2013 Pazartesi

Üretmek tatlı bir hastalık..

İyi geceler blog dostlarım..
O nasıl bir başlık demeyin sakın..Üretmek hastalık değil elbet..Ama bu deyim dilime yapışan kalıplaşmış cümlelerimden..Üretmek insanoğlunun doğasına ters olduğundan cümlelerde de ters anlamlarla bütünleşebiliyor zira ;) Biz tüketmeye meğilli yaratıklarız sadece parçaları biraraya getiriyoruz deyip toparlayayım girizgahı ;)

Elimin değdiği bişeyler birilerinin hoşuna gidince mutluluktan yerde para bulmuş çocuğun suretine dönüyor suretim :)Bu da birilerinin çok beğendiği parçalardan :) Sevgili arkadasım,dostum,komsum Nesli'min evinde en güzel yerinde duruyor şimdi..

Dallar bildiğiniz çalı..Sobada tutusturmalık diye teyzelerin yoldan topladığı cinsten :) Üzerinde cicekler eminönü çiçek pazarından..Kavanozun tülü Safiye SEVER ablamdan..Taaa Fatsa Ordu'dan..Böyle blog kuracağımı bilsem ilk hallerini koyar,yapılısını anlatırdım lakin kısmet bundan sonrakilereymiş demek ki..

Gece gece fırsat bulup paylaşayım dedim :) Aynı yapılıştaki diğer çiçekleri ileride paylaşmak dileğiyle..Sevgiyle kalın;)





Kalemi elime aldığımda birşeyler karalayabiliyorum hala ;)

Evet kalemi elime alabilirsem hala bişeyler çizebiliyorum :) Saraylar İlköğretim Okulu'nda 7.sınıf ve 8.sınıf da Esin PAŞAOĞLU öğretmenimizin önderliğinde iki yıl resim kursuna gitmiştim.Şimdilerde resim yapmak için  fırsat yaratmam çok zor ilgim türlü türü yerlere kaydı çünkü :) Ama öze bakınca özlüyorum o günleri yani resim yapmayı..

İnsanı rahatlatan hobileri olmalı hayatta..Resim el becerisi olan için çok güzel bir hobi..Fakat resim yaparken hayal gücünüzü kullanarak calısmak cok zor..Bu yüzdendir ki gördüklerimi çiziyorum şimdilerde..Yani kolaya kaçıyorum diyebilirim ;)
Bu tatlı çocuk çizimi gördüklerimden sadece biri ;



Aşağıdaki karikatür bakınca görebilenler için..İnsan fırsatlar yığınında onu nasıl kullanacağını bilemeyen bir aciz olabilir.



Aşağıdaki karikatür bilgelik için cahilce davranan başka bir aciz insan portresi..


Bundan sonra çizdiklerimi sizler için saklayacağım ;) Şimdilik bu kadar..