21 Mart 2013 Perşembe

21 Mart Dünya Down Sendromu Günü..


Birbirlerine öyle benziyorlar ki..
Hepsi masum..
Hepsi tertemiz..
Hepsi mutlu ; bir parça çikolata yada bir oyuncak bebekle..
Ucu kırık hayallerden uzaklar hepsi..
+1 kramozom farkla bizden farklılar..
Bugün onların günü..
Onları anlamak için 5 dakikanızı ayırın..
21 Mart Down Sendromu gününüz kutlu olsun..
İzlemenizi tavsiye ederim ^.^




Ve bir alıntı sizlerle...

 Bu hikaye, kendi yazdığı notları bize ulaştıran down sendromlu çocuğun annesi Emine Kuru'nun gerçek hikayesidir. 

"Birkaç hafta kendimizi böyle teselli ettik, çünkü Zeynep’te en ufak bir rahatsızlık belirtisi yoktu. Eşim de bu duruma çok üzülmüştü. Bir şey olmadığına kendini inandırmaya çalışıyordu. Bu nedenle de genetik testi erteliyordu. Ta ki 3. Hafta, aile hekimimiz bizi bilgilendirene kadar. Aşı için götürdüğümüzde Zeynep’in eline ve gözlerine baktı ve genetik test yaptırmamızı söyledi. Sonra bizi kenara çekip önce inançtan, kaderden ardından da down sendromluların hayat hikâyelerinden ve böyle ailelerin durumlarından, acilen yapılması gereken sağlık tetkiklerinden ve rehabilite sürecinin başlaması gerektiğinden bahsetti. 

Biz de en kısa zamanda özel bir genetik merkezinden randevu alıp test yaptırdık. Sonucu bir ay sonra alabileceğimizi söylediler. Bu arada aile büyüklerimize konuyu açtık. 

Hepsi de gayet sakin “Allahın dediği olur.” Dediler. Siz yapılması gerekenleri ihmal etmeyin. Yakın arkadaşlarıma da durumdan bahsettim. Onlarla konuştukça ve beni anlayanlar oldukça çok rahatlıyordum. Test sonucuna kadar ne yapıp edip kendimi hazırlamalıydım. Zeynep’in de normal halinden güç alarak, kendi kendime terapi yapmaya çalışıyordum. Bunu kızıma belli etmemeliydim… Ona bir downlu gibi değil, normal bir bebek gibi davranmalıydım çünkü onların çok güçlü hislere sahip olduğunu biliyordum. Abisi ve ablası da onu çok seviyor, sürekli onunla olmak istiyorlardı. Evin oyuncak bebeği gibiydi. Bu mutlu aile tablosunun bozulmaması için ne gerekiyorsa yapmalıydım. Onlar negatif bir haber duysalar bile, düşüncelerinde değişiklik olmamalıydı. Nihayet sonucu almak için Bursa’ya gittik. 

Doktor bey bizi odaya aldığında ilk yarım saat yaşımızla, akrabalarda böyle bir durumun olup olmadığıyla ilgili soruları bize yönlendirdi. Genlerle ilgili kağıt üzerine bazı çizimler yapıp, Zeynep’in trizomi 21 tabiri diğer Down sendromu olduğunu söyledi. Duyduğumda şok olmadım sadece gözyaşlarımı tutamadım. Doktor bey, ilk tepkilerimizin geçmesini bekledikten sonra bize bir yol haritası çizdi. Durumu öyle güzel izah etti ki, sanki biz normal bir hastalığı tedavi ettirecektik. Çocuklar babaannelerinde olduğu için oraya gittik. Kayınvalidem halimizden durumu anlamıştı. Dakikalarca sessizlik içinde öylece oturduk. 

Çocuklar şaşkınlıkla ne olduğunu sorunca ben hiçbir şey olmadığını, sadece kromozomlarının bizden bir tane fazla olduğunu söyleyerek olayı tolere etmeye çalışıyordum. Bunun ne anlama geldiğini sorduklarında ise, kardeşlerinin dünyanın en tatlı, sosyal ve eğitilebilir engelli insan grubundan olduğunu açıklayarak onları da rahatlatmaya çalıştım. Çünkü Zeynep görünürde birçok yönden normaldi. Gülücükler dağıtan, hareketlerinde gelişmeler gözlenen, mutluluğu her halinden belli olan şirin bebeğimin kromozomlarının fazla olması onları çok üzmedi. Sadece bize down sendromu kelimesini duymak istemediklerini, normal bir çocuk büyütüyor gibi davranmamızı isteyerek bizimle anlaşma yaptılar. " 






20 Mart 2013 Çarşamba

Yaşı çocuk kalsın istediğim sevdiklerime..

                                    https://www.youtube.com/watch?v=iz8vCmYCT3U


Önce linke tıklayın..Fonda bu şarkı çalsın ^.^


     ''Yaşım çocuk'' Bu iki kelime yan yana pek bir yakışmış değil mi..? Bu şarkıyı her dinlediğimde yeni yeni tatlar alıyorum hayattan..
''Yine günlerden son yaz yine yaşım çocuk'' diye başlıyor şarkı .. 
      Aslında çoğu zaman kafa kağıdımı elime aldığımda oha bee eşşek kadar oldum desem de biliyorum içimde bi yerde saklıyorum kırmızı pabuçlarımı..Ve biliyorum ki biraz daha düşünsem içim kayıp eşya dükkanına döner ;) Kötümüdür anılar biriktirmek,zamanı tüketmek..? Elbette değildir.. ''Anlamına vararak aldığım her nefes geçebilir ömrümden usulca,bedenimin eskimesine anca böyle razı olur gönlüm zira...Isıldayan gözlerle gözlerime bakıp iyiki varsın diyen insanlar oldukca ses etmem takvim yapraklarının yırtılmasına..''diye not düşmüştüm bir minnet notunda;durumu daha iyi özetleyecek satır bulamadım ve kendimden alıntı yaptım yine ;)


    Anılarda saklı tecrübeler, kazandıklarımız, kaybettiklerimiz, gördüklerimiz,göremediklerimiz bir de görmek istemediklerimiz ama bizim olan gerçeklerimiz.. Ne var ki farkındalık diye bir terim var hayatımızda..Onca yaşanmışlığa rağmen seksek oynayabileceğimiz bir ruha sahip olabiliriz istersek..
     Elmanın içinde kurt var diye o elmayı çöpe atanlardanmısınız ..? Yoksa kurdu alıp yemeye devam edenlerden mi..? Tiksinmemek gerek doğanın getirdiklerinden..Adı üzerinde doğal bi durum..Hayatımızdaki çürükleri kenara ayırıp bize nimet olan bu hayatı yaşayabiliyorsak  yüzümüzde tebessümle ; her daim Yaşımız Çocuk Kalabilecek kıvamdadır korkmayın..Yaşınız hep çocuk olsun demiyorum ama istediğinizde bulun içinizdeki pabuçlarınızı,uçurtmalarınızı,mor çiçeklerinizi,tahta oyun kutularınızı ve her bulduğunuz  yüzünüzde anlamsız tebessümler oluştursun..İstediğinizde YAŞIM ÇOCUK diyebilenlerden dimdik durabilenlerden çürükleri ayırıp nimet kıymeti bilenlerden olun..

  Ey tatlı , ayrı ayrı tatlarla sevdiklerim..Siz benim biriktirdiğim tebessümlerimsiniz..Sizleri  öyle derinlerde saklıyorum ki isterseniz kırmızı pabuçlarımı görebilir,mor çiçeklerimi koklayabilirsiniz.. 
Bu yazıyı okurken sizleri hatırladığımı,yüzümünde tebessüm olduğunu bilin..Ve fondada lütfen bu şarkı çalsın bittiyse başa sarın ve Mabel Matiz'e mutlaka etraflıca kulak verin ;)

                                


18 Mart 2013 Pazartesi

O ceketi kombinle tanıtmak istedim ;)

Merhaba blog dostlarım..Arta kalan kumaşlarını değerlendirdiğim ceketimi sizin için kombinledim..Bakalım kombin fotoğraflarına benzemiş mi..? ;) Samimice bir itirafta bulunayım acele ve amatörce oldu ;) Pantalonda ki kırışıklıktan bellidir amatörce olduğu zannımca :) Ama söz beğeni alırsa kombin fotoğrafları da çekeceğim bundan sonra, takdir sizin ;) İyi haftalar hepinize 

 Birde üzerimde görün istedim fakat o  da aceleye geldi..Kombini tam giyinemedim ;))


15 Mart 2013 Cuma

Artan kumaş 'dan neler olur neler ;)

Merhabalar blog dostlarım ;) Bugün yine elimin değdiği cici bir kutumuz ve değişime uğrayan cici bir cüzdanımız var elimizde..Aslında kendim için dikilen ceketten artan kumaşdan bunlar ama ceketin fotografı elimde yok malesef ama ertesi günde onu da yayınlamayı planlıyorum;)


Kutuları nasıl yaptığımı merak edenlere bir tavsiye..Silikon işlemi bunun için uygun değil kumaş yapıstırıcısı kullanıyorum ;) O zaman potluk görüntüsü ortadan kalkıyor ;)İşte cici kutumuz..





Bu da kutudan artan kumaşdan cıkan cici cüzdanımız :)) Hiç bişeyi çöpe atmamak lazım;)




Bir başka başlıkta görüşmek üzere sevgiyle kalın ;)

14 Mart 2013 Perşembe

Film Önerisi ..1 ;)

      Merhaba sevgili blog dostlarım..Bloğum da arada bir de olsa son zamanlarda beğeniyle izlediğim filmlerden önerilerde bulunmaya karar verdim.Seçimlerimi sizlerle paylaşmaya UMUT IŞIĞIM kitabından harikaca uyarlanan kitapla aynı ismi taşıyan filmden başlamak istedim..Bence atlatmanmaması gereken oyunculuklar var içinde.Ve oscar ödülünü de eline almış bir film.Eğer izlerseniz keyifli seyirler diliyorum ;)




UMUT IŞIĞIM


Eski bir tarih öğretmeni olan Pat Salitano (Bradley Cooper), yaşamında değer verdiği her şeyi bir günde yitirmiş bir adamdır. yaşadığı ciddi bir travma sonrası patlar ve ardından mahkeme kararı ile 8 ay rehabilitasyon merkezinde tedavi görür. Çıktıktan sonra hayatını düzene koymak şartıyla ailesinin evine geri yerleşen Pat'in yegane amacı düzgün bir adam olup, işini geri almak ve karısı Vicky'yi bu sayede geri kazanmaktır. 
Fakat durum Pat için sandığından daha zor olacaktır. Bir yemekte, aile dostu Tiffany ile karşılaşan Pat, genç kadınla eski eşine ulaşmak amacıyla yakınlaşır. Bir 'iyilik' karşılığı Pat'e yardım teklif eden Tiffany, her ikisi içinde umut ışığı olacak yeni bir kapı açacaktır... 
Uyarlama senaryosunu ve yönetmenliğini David O. Russell'ın üstlendiği film dram ve komedinin iç içe geçtiği bir film. Dünya prömiyerini 2012 Toronto Film Festivali'nde yapan film, gösterildiği her festivalde seyirci ve eleştirmenlerden yüksek not alan favori bir yapım.






Filmi İzleyebileceğiniz link aşağıdadır ;) Tıkla ve izle ..


                            http://www.vizyonfilmsinema.com/2013/01/umut-isgm-turkce-dublaj-izle.html



12 Mart 2013 Salı

Farklı farklı el değmelerim ;))

Merhabalar Sevgili Blog Dostları..Bugün elimin değdiği farklı örnekler sunmak istedim sizlere..

Evimdeki bir parçayla başlayalım..Eğer evinizin sizi yansıtmasını istiyorsanız;evinizde ufak tefek değişiklikler yapıp araya kendinizi katıştırabilirsiniz..Ben evim için seçtiğim koltuğun orjinal yastık renklerini sevememiştim. O yüzden hepsini koltuğun taban renginden yaptırıp daha sonra kendi bulduğum kumaşlarla yastıkları kapladım.Ortadaki yastığa da arta kalan kumaşlardan bir baykuş deseni yaptım.Malum baykuşlar çok moda bu seneler..Moda olduğu için soğumaya başladığım bu figür yıllardır hayatımdadır aslında ; pek severim ;) Herneyse ilerleyen zamanlarda farklı motifler kullanmayı düşünüyorum ama şimdilik gözdelerim arasındaki yastıklarım paylasayım istedim.



Evet bir başka farklı el değmesi ürünüm henüz sahibine ulaşamasa da hala saklanıyor tarafımca ;) Aslında bu bebişi Zeynoş(Eşimin ablası benimde gönüllü ablamın bebeği) için yapmıştım.Bi türlü eksiklerini bitiremedim belkide gözüme hoş gelmedi bilemedim veremedim ;) Daha iyisini yapıp koşa koşa Zeynos'a teslim etmek niyetindeyim..Ama elimde fotoğrafları varken sizlere de sunmak istedim.


Bir başka notta görüşmek üzere..Takipleriniz için teşekkürlerimi sunuyorum ;)


11 Mart 2013 Pazartesi

Dünya Emekçi Kadınlar Günü..


     Merhaba sevgili blog dostları .. Epeydir yazamadım fakat 8 Mart'ı atlamak istemedim..Bişeyler karalamak lazım dedim ;) 
     Evet kutluyoruz 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü..Peki nereden geliyor bu EMEKÇİ sıfatı..Neden 8 Mart olmuş kadınların günü..Bilmek gerek sebepleri , bilmeden bir anlamı olmaz ki ;

     8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlar. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verir. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katılır.Ve bu cenaze töreni tüm dünyada ses getiren bir olay halini alır.
    26/27 Ağustos 1970 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında  Almanya sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara ZETKİN, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirir ve öneri oybirliğiyle kabul edilir.
    İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılır. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda  gerçekleşir. Adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlenir.Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerikan Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme gelmiş. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etmiş. Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.
   

NEDEN ACABA..???Yorumu sizlere bırakıyorum sevgili blog dostları..Birşeyi anlamına vararak yaşamak kıymetlidir.Kıymet bilenlerden olmamız dileğiyle..




Clara ZETKİN





4 Mart 2013 Pazartesi

Üretmek tatlı bir hastalık..

İyi geceler blog dostlarım..
O nasıl bir başlık demeyin sakın..Üretmek hastalık değil elbet..Ama bu deyim dilime yapışan kalıplaşmış cümlelerimden..Üretmek insanoğlunun doğasına ters olduğundan cümlelerde de ters anlamlarla bütünleşebiliyor zira ;) Biz tüketmeye meğilli yaratıklarız sadece parçaları biraraya getiriyoruz deyip toparlayayım girizgahı ;)

Elimin değdiği bişeyler birilerinin hoşuna gidince mutluluktan yerde para bulmuş çocuğun suretine dönüyor suretim :)Bu da birilerinin çok beğendiği parçalardan :) Sevgili arkadasım,dostum,komsum Nesli'min evinde en güzel yerinde duruyor şimdi..

Dallar bildiğiniz çalı..Sobada tutusturmalık diye teyzelerin yoldan topladığı cinsten :) Üzerinde cicekler eminönü çiçek pazarından..Kavanozun tülü Safiye SEVER ablamdan..Taaa Fatsa Ordu'dan..Böyle blog kuracağımı bilsem ilk hallerini koyar,yapılısını anlatırdım lakin kısmet bundan sonrakilereymiş demek ki..

Gece gece fırsat bulup paylaşayım dedim :) Aynı yapılıştaki diğer çiçekleri ileride paylaşmak dileğiyle..Sevgiyle kalın;)





Kalemi elime aldığımda birşeyler karalayabiliyorum hala ;)

Evet kalemi elime alabilirsem hala bişeyler çizebiliyorum :) Saraylar İlköğretim Okulu'nda 7.sınıf ve 8.sınıf da Esin PAŞAOĞLU öğretmenimizin önderliğinde iki yıl resim kursuna gitmiştim.Şimdilerde resim yapmak için  fırsat yaratmam çok zor ilgim türlü türü yerlere kaydı çünkü :) Ama öze bakınca özlüyorum o günleri yani resim yapmayı..

İnsanı rahatlatan hobileri olmalı hayatta..Resim el becerisi olan için çok güzel bir hobi..Fakat resim yaparken hayal gücünüzü kullanarak calısmak cok zor..Bu yüzdendir ki gördüklerimi çiziyorum şimdilerde..Yani kolaya kaçıyorum diyebilirim ;)
Bu tatlı çocuk çizimi gördüklerimden sadece biri ;



Aşağıdaki karikatür bakınca görebilenler için..İnsan fırsatlar yığınında onu nasıl kullanacağını bilemeyen bir aciz olabilir.



Aşağıdaki karikatür bilgelik için cahilce davranan başka bir aciz insan portresi..


Bundan sonra çizdiklerimi sizler için saklayacağım ;) Şimdilik bu kadar..




Kutu Kutu Pense..2 ;)

Günaydın sevgili blog dostları..Bugünde güne geçmişte elimin değdiği bir kaç kutu örneğiyle başlamak istedim.

Yakın bir tanıdığımıza bebişi için hem bebek şekeri hemde o bebek şekerleri koymak için kutu hediye etmiştim.Meraklıları için örnek teşkil etmesi adına paylaşmak istedim.




Aşağıdaki kutunun nerede ve kimde olduğu inanın hatırımda yok ;) Ama iyi ki fotografları bende kalmıs ;))


Aşağıdaki kutu da öğretmenler gününde minik bir öğrencinin hediyesi için yapıldı;)


Bu günlük kutu kutu pense'den bu kadar ;)


3 Mart 2013 Pazar

Ruhuna engeller koyma;engeli sınavı olanlar için..

Şu an saat 00:47 TV karşısındayım..Ekranların tanıdık,eleştiriye açık ,sevilen yada sevilmeyen bi siması var karsımda.Sıfatı her zihinde farklıdır elbet lakin yaptığı şu hareketle gönlümü fetheden Acun ILICALI 'yı izliyorum..Engenliler için TESYEV aracılığıyla yardım kampanyası düzenliyor.DESTEK yaz 5633'e gönder ve 5 TL katkıda bulun sevgili ülkem..Ruhuna engeller koyma..

Şarkı söylemek isteyen bir dilsizdim şimdi..
Ufuk çizgisini görmek isteyen bir kördüm..
Ayakları olmayan ve bir çift ayakkabı hayali kuran bir sakattım..
Bi de üstüne 9 yasındaydım..
Annesinin sesini seçmek isteyen bir sağardım..
Dans etmek isterken bedenine hükmedemeyendim şimdi..
Şimdi sizleri görünce hepsi oluverdim birden..
Rabbime şükür dilimden düşmesede çoğu zaman,elim,ayağım,kolum,gözüm,kulağım için şükretmek bunu irdelemek gelmiyor aklıma..Rabbim affetsin..Bazen hayat dur da bak diyor nelere sahipsin..İnsan sahip olduğu herşeyi ardına koyup unutabilecek bir varlık işte..O kadar aciziz işte..Sahip olduklarımız sahip olamadıklarımızla oranlanınca ne cok derdimiz varmıs diyoruz iki günlük dünya adına..Sahiplik tek derdimiz oluyor anlamsızca oysaki hayatta hiçbişey bize ait değil bize emanet unutuyoruz umarsızca..

Bizim sonsuz bir hayat umudumuz var inananlar olarak ve iki günlük dünyanın iki metre patiskayla biteceğini biliyoruz..Ve o gün Rabbim'in sonsuzluğunda bulusucak ufuk çizgisini görmek isteyenler,annesinin sesini secebilmek isteyenler ve isteklerine kavusucaklar belkide kim bilebilir..?Bu onların sınavıysa Rabbim onlara bu sınavı atlatacak dirayet versin diyorum..Bu hayatı sürdürecek umut ve neşe versin inş..Onlara en güzel hediyemizdir dualarımız..Onlara en güzel hediye onlar için ruhumuza engeller koymadığımızı bilmeleridir..

Onlara engelleriyle başedebilicek gücü sağlayabilmek için sizde destek olun..DESTEK yaz 5633'e gönder..Ruhuna engeller koyma ; engeli sınavı olanlar için..
 
TESYEV Resmi web site adresi